Güle Güle

Cuma, Temmuz 13, 2012

Hayatımdan bir bir gidiyorsunuz ya a dostlar, hepinize güle güle. Ben bıraktım artık sizi. Döndüğünüzde eski beni çok arayacaksınız.

Giden Gider

İnsanın en çaresizleştiği an sevdiği insan elinden kayıp giderken ona derdini anlatamadığı ve yanında kalmasını sağlayamadığı andır. Eller titrer; gözlerin gözyaşlarıyla savaşır; boğaza fil oturur; ciğerler fonksiyonlarını unutur ki nefes almayalım diye; kalp çalışmayı bırakır; mide iflas eder; giden gider arkasında enkaz bırakarak. Enkazdır çünkü bu yaşayan bir bünye değildir artık. Vaktini doldurmuş canlı canlı mezara gömülebilecek bir bedendir artık o. Giden gider, kalan ise enkazla uğraşır. Acılar, ağrılarla savaşır. Giden gidiyor arkadaş, elini uzatsan da yakalayamıyorsun. Ne söylesen nafile, ne istesen boş. 

Dilemek

Pazartesi, Temmuz 09, 2012

Her sabah uyandığında onu dilemek, onun geri gelebilme ihtimali olmasını dilemek.

Böyle Devam

Pazar, Temmuz 08, 2012

Hiç beklemediğin bir anda, boş boş facebook feed'ine bakarken hiç görmeyi ummadığın bir yüzün belirmesini takip eden ani kalp spazmı, ardından çarpıntı ve dolan gözler...

İstemsiz olarak dalınan eski anılar, özlem ve acaba nerede soruları ile dolan bir gece...

Doğru mu bu olanlar acaba? Yanlış mı yapıyorum yoksa? Geriye dönülebilir mi? Olur mu? Hadi be adam yap bir güzellik, kurtar bu gecelik sancılardan beni.

Yok olmuyor değil mi? Yok yok olmuyor. Kandırıyorum kendimi, oynuyorum herkese. Böyle devam, aynen böyle.

840

Cumartesi, Temmuz 07, 2012

840 gün... Ne kadar büyük bir sayı ve aslında ne kadar dayanılmaz bir zaman. Yok yere heba ettiğim güzelliklerin üzerinden geçen yüzlerce gün. Yazık her geceye yazık gündüzlere. Esas çekilen sancıları ve kalp batmalarını hiç düşünebiliyor musun? Ya göz yaşlarını; hiç sayabildin mi?

Pardon Diyoruz

Pardon diyoruz herşeyi unutturuyoruz. Hatta bazen bir de üstüne özür mü dileyeyim diyoruz. Potlar kirdiğimizi sanarken aslinda kalpler kiriyoruz ama sallamiyoruz. Diyoruz 7 milyar insan var gerisi de gelir yenisi de gelir, yolumuza bakiyoruz. Takiliyoruz, kafalari kiriyoruz. Ama bilmiyoruz ki aslinda bir adim ilerlemiyoruz. İlerledik sanarak zaman geçirip tükenişimize devam ediyorum. Tüketimimize de devam ediyoruz. Bitiyoruz, bitiriyoruz.

Dostlar Kırıyor

Hep sanarlarki seni el altında ama aslında bilinir çekip gitmesi. İnsanı silip köprüleri yakıp o kapıyı kapatması, o telefonu açmaması da bilinir. Bilinir çünku insan kırılır. Anlatamaz kırıldığını ama içi buz parça olur. Söylemez, söylemeye dili varmaz belkide. Yanar canı çok yanar dost dilidir canını yakan. Ateşe atar buz parçalarını ve çeker gider. Dostlar da devam eder sahteliklere. Gün gelir anlanır değerler ama zaman çok geçmiştir. En zoru da geçen zaman içinde sarf edilen sözlere katlanmaktır.

İnsan kırılır ya hem de deli gibi  kırılır. Bağıra bağıra ağlamak istercesine  kırılır ama dili varmaz bir şey demeye dostsa kıran. Dostlar kırıyor be arkadaş, dil kimin olursa olsun tutulmuyor.

Tren

Cuma, Temmuz 06, 2012

Evimin tren istasyonuna olan yakınlığı daha önce hiç bu kadar dikkatimi çekmemişti. Fransa ve İtalya'da geçirdiğim şu 10 günün ardından trenler benim için çok anlam ifade eder hale geldi. Gezdik hem de deli gibi. 20'den fazla irili ufaklı şehir... Trenlerdi bize eşlik eden tatil boyunca. Şimdi evimin açık camından içeriye sızıp kulağima çalınan o tren sesi, ray sesi. Ah o güzel zamanlarımı bana hatırlatıp benim yüzümu güldürdü. Gülümseyerek uyuyacağım:)