Hatalar
Pazar, Kasım 17, 2013
Hatalarımızın bedelini kaç kerede öderiz? Bir kere de öderiz, suçlanırız, pişman oluruz ve geçer gider mi? Yoksa ömür boyu kalır mı o yük sırtımızda?
Hataların bedeli ödenir mi?
Hataların bedeli ödenir mi?
Yaptıklarımı geri alamam elbet. Ama hata olduklarını görebiliyorum en azından. Kendi adıma bunu başardım diyebilirim. Evet hatalar, pişmanlıklar, vicdan azabı falan bunlar devam. Peki hatalarını kabullenip yaşamaya ne zaman başlayabilirsin? Hayatından giden canından çok sevdiğin insanlar çok geride kalınca mı? Ne olacak peki? Bundan sonra ne gelecek? Hepsi gittiler zaten, dahası ne olacak?
Bugün kendine karşı şefkatli olacak mısın? Bu sefer aynada kendine bakıp “Yapmış olduğum şey için çok üzgünüm. Ancak ne kadar daha fazla üzülürsem, o kadar daha fazla suçluluk duygusundan kurtulmak için uğraşmam gerekecek” diyebilecek misin?
Yaptığın yanlışı alıp bir çukura gömecek misin? Ve bu yanlışın intikamını kendinden almaktan vazgeçmen gerektiğini anlayarak, ihanet ettiğin kişinin karşındaki kadar kendin de olduğunun bilincinde, hem onun hem kendin için şükredebilecek misin?
Bunu yapabilecek misin?
Bugün kendine karşı şefkatli olacak mısın? Bu sefer aynada kendine bakıp “Yapmış olduğum şey için çok üzgünüm. Ancak ne kadar daha fazla üzülürsem, o kadar daha fazla suçluluk duygusundan kurtulmak için uğraşmam gerekecek” diyebilecek misin?
Yaptığın yanlışı alıp bir çukura gömecek misin? Ve bu yanlışın intikamını kendinden almaktan vazgeçmen gerektiğini anlayarak, ihanet ettiğin kişinin karşındaki kadar kendin de olduğunun bilincinde, hem onun hem kendin için şükredebilecek misin?
Bunu yapabilecek misin?
Bir de
Çarşamba, Kasım 13, 2013
Bir de tüm iyi geceler diyemediklerime... İyi geceler, rahat uyuyun.
Geçmişim Bir USB Bellek
Geçmişinizi bir usb bellek gibi düşünün. İçinde anılarınız, mutluluklarınız, pişmanlıklarınız, tüm hafızanızda biriktirdiklerinizi kaydettiğiniz sihirli bir kutu gibi. Yeri geldiğinde bakılması gereken, sürekli ona bağlı yaşanmaması gereken ufacık bir kutu.
Ders Çıkarmak
İnsanlara bakıyorum, şaşırıyorum. Sanki birinin gitmesi, kurban edilmesi gerekliymiş her şeyi unutmaları için. Bana gelip söyledikleri "yok abi karşıma çıkmasın, çıksa da konuşmam" cümleleri, "onunla bunu yapıyormuş, beni aramadı!" yakınmaları sen gidince sona erdi. Sen gittin ama hiç birinin canı benimki kadar yanmadı. Onlar sen gidince beni kurban etti. Ben de gittim oynasınlar hayvanat bahçesindeki kafeslerinde. İnsanız diye geçiniyorlar ama ne olduklarını dışardan baksalar bile anlayamazlar. Yazık bunlar için senle birbirimizi kırmışız onca zaman. Al işte bir pişmanlık daha listeye eklenecek. Ders çıkarmak mı? O kadar akıllı olsam şu an mutsuz olmazdım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


