Gitmek

Cumartesi, Şubat 04, 2012

GİTMEK


Bu vadideki karanlığı ve büyük soğuğu düşün

B. Brecht


Gitmek. Bir hançeri inceltip

Okyanusa daldırmak isteği

Ya da düşebilmek atlasların

Dışına ki ey kalbim

Yalnızsın bu yolculukta da


Gitmek. O kaos duygusu, aklın

Sarsıntılarla yorgun düşüşü

Bilincin kamaşması belki de.

Rehin bırakılacak bir şey yok

Unuttuklarından başka.


Gitmek. Bir büyü gibi saran

Ağrılar yumağı, kışkırtılmış

Düşlerdir ki sen şimdi

Esirgeme kendini kalbim

Kederin o derin yalnızlığından

Ahmet Telli


Yapılacak listemin en başına yerleşmeyi başardı “çekip gitmek”. Öyle dayanılmaz, çekilmez ve katlanılmaz gelmeye başladı ki içinde bulunduğum anlar, kaçış planı bile yaptırttı bana. Bir yolunu bul ve çek git diyor içimdeki ses hiç durmadan. Uzaklaş şu anındaki her şeyden ve herkesten. Bilincin karmaşası belki de benim yaşadığım Telli'nin de dediği gibi. Ama heyhat, bilincim kötü oyunlar oynuyorsa bana zamanıdır bilinçle savaşa tutulmanın ki gitmektir benim bu hayattaki en büyük savaşım.

An "I"

Cuma, Şubat 03, 2012

The problem of subjectivity has been going on for many years. This is the proof that shows the obsession of human kind with the word and concept of "I". Sometimes we want to show ourselves as normal, ordinary, straightforward (to feel accepted), at other times we long for charisma, risk and celebrity to make an impression, to be remembered.

Why we are struggling so much to produce an I? Why???

01 February 2012 in Istanbul

Perşembe, Şubat 02, 2012

Beyinlerimizin eseriyiz

Bugün kendimi oldukça şanslı sayıyorum; seni çok az düşündüm.

Beyin ah senin eserinim. Düşünmek zorunda bırakıyorsun beni. İstemediğim şeylere zorluyorsun. Özlemek de bunlardan sadece biri. Neden peki? Unut gitsin demek o kadar kolayken nedendir bu anılara tutunarak unutamamak? Halbu ki anılar aldatıcıdır. Neden peki bu anıları tekrar tekrar yaşamak? İzler, kokular, anılar, yaralar... Ah sen ne unutulmazsın. Ey aşk, sen çok boktansın, yıktın geçtin.

yasakmış bilemedim

Salı, Ocak 24, 2012

Sevmenin yasak olduğu zamanda sevdim seni. Yasakmış, yanlışmış sevmek. Değersizmiş. Suç işledim. Sevdim. Sevmemek makbulmüş. Sevmedin., iyi ettin tabii mutlusun ya şimdi?

Bilemedim ben yasakları. İlk gördüğüm anda sevdim. İlk an. İlk saniye. O ciğerlerime giren nefesle, durduğun yere bakan gözlerle sevdim. Hatta taptım. Öldüm sana. Zaten sonunda da öldürdün beni. Bitirdin beni. Bitiğim şu an. Yitik.

son buluşma

Cumartesi, Ocak 21, 2012

son kez bir yerde oturacağız, beraber milyon kere nefes alacağız, zaman geçecek, gün bitecek, ve biz yitip gideceğiz.

son buluşma böyle bir şey olur bence. karşılıklı sus pus oturma. ne diyeceğini bilememe. bir taraf bitirmiş, diğer taraf ise bitmiş-gitmiş. biri rahat, biri korkak. biri sakin, diğeri bulutlu. karşılıklı sessizlikle oturulur, son kahveler içilir, son hatıralık bakışlar atılır, göz yaşları içe akıtılır, farklıdır bu sefer vedalaşma, el sıkışılır, erkek kızı eve bırakmaz bu sefer, kız başlar yürümeye, oğlan biner arabasına, giderler kendi yollarına, tüketilmiş nefes kalır arkalarında, yıllar kalır, anılar kalır, hatıralar kalır.

nefret et, unut (keşke)

Bu beyin neler yapıyor bana? Düşünmek istemediğim şeyleri düşünmek zorunda bırakılmak. En kötüsü aslında unutmak istediklerimi asla unutamamak. Onu, onunla ilgili her şeyi, her hatırayı, her detayı, her yaşananı silmek yok etmek yok saymak hiç olmamış saymak istiyorum. Bir kimlikten nefret bu. Yaşanmışlıklarından, sarfiyatlarından ve benliğinden nefret. Nefret ediyorum. Ama yetmiyor bu unutmama. Unutamıyorum.

Savur sözcükleri gitsin

Cuma, Ocak 13, 2012

Yaz ki akıt damarlarındaki zehri, vur sözcükleri yerden yere. Ez parçala duyguları sözcükleri vura vura. Her kalem dokunuşuyla savur küfürleri, kirlet sayfaları. Yaz ki rahatla. Aktar yükünü masum, suçsuz sayfalara. Günahlar onlarin olsun, boşluklar sana kalsın. Yaz gitsin, söz yerini bulsun, sen yurduna dön. Kapat defteri bu hikaye bitsin.